| Giriş Sayfası Yap

Faydalı Bilgiler

Enerji Besin Öğeleri ve Bileşenleri / Çalışma Performansı ve İş Kazaları

Yeterli ve dengeli beslenme yukarıda da belirtildiği gibi; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivitesi ve özel durumuna göre gerekli olan enerjinin, besin öğelerinin ( protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller) ve be- sin  bileşenlerinin  (su,  posa  ve  bitkisel  kimyasallar)  besinlerle  yeterince alınması ile mümkündür. Özellikle ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin beslenmeleri açısından bakıldığında; alınması gereken enerji, besin öge- leri ve besin bileşenlerinin sağlık, verimlilik, performans ve iş kazaları iliş- kisi aşağıdaki gibi incelenebilir.

Enerji: İnsanın besinlerle aldığı enerji; harcadığı enerji ile dengede ol- malıdır. Alınan enerjinin yetersizliği sadece kan glikozunu değil, kas ve ka- raciğer glikojenini de azaltır. Enerjinin sağlandığı besin ögelerinin oransal olarak cins ve miktarı da verimliliği etkiler.


Besinlerle alınan enerjinin başlıca kaynağı olan besin ögeleri protein- ler, karbonhidratlar ve yağlardır. Enerji gereksinimi ne olursa olsun, gün- lük alınan toplam enerjinin % 12- 15’i proteinlerden, % 55- 60’ı karbonhid- ratlardan, % 25- 30’u yağlardan gelmelidir. İşçilerin günlük enerji gereksi- nimleri yaptıkları işin niteliğine göre değişir (Tablo 1). Çalışma ortamının çok soğuk veya çok sıcak oluşu da enerji gereksinimini, dolayısıyla per- formansı etkiler. Tablo 1’de yapılan işe göre gerekli olan ortalama günlük enerji miktarları verilmiştir.

 

Tablo  1:  İşin  derecesine  (Aktivitesine)  göre  18-60  yaş  için  gerekli olan günlük enerji miktarı (kkal / gün)

 

İŞİN AKTİVİTESİ

 

ERKEK

 

KADIN

 

HAFİF

 

2500

 

2100

 

ORTA

 

3000

 

2300

 

ORTA-AĞIR ARASI

 

3500

 

2600

 

AĞIR

 

4000

 

3000

Harcanan enerji miktarını ve yapılan fiziksel aktivite düzeyine göre işler ve meslekler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:

Hafifaktiviteliişler/meslekler:Büro işleri, avukat, doktor, muhasebeci, öğretmen, mimar, kullanılarak yapılan ev işleri.

Ortaaktiviteliişler/meslekler:Hafif sanayi işleri, terzilik, elektrik, tekstil, gıda, montaj işleri, marangozluk, mobilya endüstrisi, kanal işçiliği, matbaa işçileri, gemicilik, fırıncılık, alet kullanılmadan yapılan ev işleri, öğrencilik, tütün işçileri, tezgahtarlık.

Orta-ağırarasıaktiviteliişler/meslekler:Tarım işçilerinin bir bölümü, düz işçiler, sıva işleri, yük taşımak, balya istiflemek, çiftçilik, lastik ve kau- çuk işçileri, deri sanayi, kimya ve elektrik endüstrisi, orman işçileri, maden ocağı işçileri, demir-çelik işçileri.


Ağır  aktiviteli  işler/meslekler:  Tomruk  işleri,  madencilik,  ormancılık,
demir-çelik sanayi, yol ve inşaat işçileri, yüksek ısılı fırın işçileri, ağır yük taşıyıcıları, ağaç kesme işleri, demir işçileri, tarım işçilerinin bir bölümü.

İşçilerin enerji gereksinimlerini, fiziksel aktiviteleri yanı sıra; işyeri or- tamın sıcaklığı da etkiler. Çalışılan ortamın sıcaklığı 10- 14 derecenin altı- na her 10 derece indiğinde, enerji gereksinimi % 5- 10; ortamın sıcaklığı
30 derecenin üzerine her 1 derece yükseldiğinde, enerji gereksinimi % 5 artar.   Bu nedenle işçilerin enerji gereksiniminin saptanmasında yapılan işin ve fiziksel aktivitenin yanı sıra; çalışma ortamının sıcaklığı da dikkate alınmalıdır.

Proteinler, yaşam için elzem organik bileşiklerdir ve  hücrelerin yapı- taşıdır. Enzimlerin, hormonların, antikorların ve kasların yapısı proteindir. Proteinler karbonhidrat depolarının tükenmesi durumunda, kan glikoz dü- zeyinin korunmasına katkıda bulunur. Organizmada temel enerji kaynağı olan karbonhidratların yokluğunda veya yetersizliğinde; aminoasitler top- lam enerji gereksiniminin % 5- 10 kadarını sağlar. Proteinler tüm bu özel- likleri nedeniyle büyüme ve gelişme, hücre yenilenmesi, vücudun savun- ma sisteminin gelişmesi, bazı hormonların yapımı için başta gelen besin öğeleridir. İşçilerin beslenmesinde de artan enerji gereksinimine paralel olarak protein gereksinmesi de artar. Günlük alınması gereken enerjinin
% 12- 15 kadarı proteinden gelmelidir. Çok ağır işlerde çalışanlarda ener- jinin oransal olarak üst sınırı olan % 15 oranı ve biraz üstünün proteinden gelmesi yararlı olur.

 Karbonhidratlar, kaslar için en elverişli enerji kaynağıdır.   Fiziksel aktivite sırasında karbonhidrattan gelen enerji kullanımı ile daha az oksi- jene gereksinim olduğundan, kas hareketinde karbonhidratlar yağlardan
% 4- 5 daha verimli enerji sağlar. Dokulardaki glikojen deposu ile çalışma performansı arasında pozitif bir ilişki vardır. Sağlıklı olabilmek ve çalışma
iş performansı açısından diyetteki karbonhidrat türü ve miktarı önemlidir. Günlük gereksinme duyulan toplam enerjinin % 55- 60 kadarı karbonhid- ratlardan gelmelidir. Karbonhidratların günlük tüketilmesi gereken mikta- rının %85’i kompleks, % 15’ i basit karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Aksi halde bir takım olumsuzluklar oluşabilir.

Çalışma öncesi fazla miktarlarda rafine karbonhidrat/basit karbonhid- rat tüketimine bağlı olarak gelişebilecek olumsuzluklar aşağıda gösteril- miştir.

Çalışma öncesi basit karbonhidrat tüketimi fazlalığı ve çalışma perfor-
mansı ilişkisi (Yukarıdan Aşağıya Doğru):

Çalışma öncesi basit şeker tüketiminde artış
İnsülin salınımında artış
Kan glikoz düzeyi ve insülinde geçici artış
Kandan dokulara glikoz geçişinde artış
Çalışmanın başlarında kan glikozunda hızlı düşüş /hipoglisemi
Çalışma performansında bozulma, iş kazası riskinin artması

Şekil 2: Çalışma Öncesi Basit Karbonhidrat Tüketimi Fazlalığı ve
Çalışma Performansı İlişkisi

Çalışma öncesi fazla miktarda yemek yenmesi ve özellikle alınan ener- jinin çoğunlukla karbonhidrattan karşılanması da çalışma performansı ve sağlık yönünden istenmeyen bir durumdur. Çalışma öncesi yüksek kar- bonhidrat içerikli besinlerin (ekmek, hamur işleri, tatlılar, şeker vb.) ve ye- meğin fazla tüketilmesi ile aşağıda belirtilen olumsuzluklar görülür.

Aşağıda çalışma öncesi bir oturuşta, aynı öğünde fazla yiyecek-içecek ve karbonhidrat tüketiminin sakıncaları belirtilmiştir. (Yukarıdan Aşağıya Doğru)

Fazla karbonhidrat tüketimi/tek seferde fazla yemek yeme
İnsülin salınımında artış
Triptofan dışında amino asitlerin dokulara dağılımında artış
Kanda triptofan yoğunluğunda artış
Beyine triptofan girişinde artış
Triptofandan serotonin sentezinde artış
Yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uyku hali

Şekil 3: Çalışma Öncesi Fazla Karbonhidrat Tüketimi / Fazla Yemek
Yeme ve Çalışma Performansı İlişkisi

Yağlar,protein ve karbonhidratlara göre yaklaşık iki kat daha fazla enerji verir. Gerekli durumlarda kaslar enerji kaynağı olarak yağ asitlerini kullanır. İnsan vücudunda yapılamayan elzem yağ asitlerini ve yağda eri- yen vitaminlerin vücuda alınmasını sağlar, organları dış etkilerden korur. Yağlar bazı hormonların yapımı için gereklidir; ayrıca mide boşalmasını geciktirerek doygunluk sağlar.

Yağ tüketiminde yağın miktarı ve cinsi önemlidir. Günlük enerji gereksi- niminin % 25- 30 kadarı yağdan karşılanmalıdır. Bu da yetişkin bir bireyde görünür yağ olarak 30 gram ( 3 yemek kaşığı) yağ demektir. Bu miktar yağın 2/3’ü sıvı( zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlar ) ve 1/3’ ü ise katı yağ- lardan (tereyağı, margarin) sağlanmalıdır. Diyetinde yeterince süt ve süt ürünleri ile, kırmızı et ve diğer et ürünlerini yeterince tüketenlerin görünür yağ olarak katı yağ yerine sıvı yağ tüketimi önerilmektedir. Sıvı yağ tüketi- minde diyetle alınması gereken toplam sıvı yağ miktarının 1/3’nün ayçiçek, mısır özü vb. çoklu doymamış yağ asidi içeren yağlardan; 2/3’nün ise tekli doymamış yağ asidi yönünden zengin olan zeytinyağı, fındık yağı vb. yağ- lardan sağlanması uygundur.

Mineraller, kemik ve dişlerin yapıtaşıdır. Bazı mineraller vücut çalışmasını düzenleyen enzimlerin bileşiminde yer alır (ko-faktör); kas kasıl- ması, sinir iletimi ve kan yapımı, kemik ve diş sağlığı için de gereklidir. Mi- nerallerden demir ve çinkonun bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır. Özellikle selenyum vücudun antioksidan savunma sisteminde rol oynar. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerde; vücudun antioksidan sa- vunma sisteminin güçlenmesi ve sıvı-elektrolit dengesinin sağlanması açı- sından bu minerallerin diyetle yeterince alınması son derece önemlidir.

Vitaminler,vücudun enerji me- tabolizmasını  düzenler  (ko-enzim), sinir ve sindirim sisteminin normal çalışmasında görev alırlar. Bazı vi- taminler  bağışıklık  sisteminde  ve vücudun antioksidan savunma sis- teminde etkindir. Böylece hücre ha- sarını  önleyerek  hücrelerin  normal  işlevlerini sürdürmeleri ve bazı zararlı maddelerin (serbest radikaller) et- kilerinin azaltılmasında yardımcı olurlar. Ayrıca kalsiyum ve fosfor gibi mi- nerallerin kemik ve dişlere yerleşmesini sağlayarak, (D vitamini) kemik ve

diş sağlığı üzerinde de olumlu etki yaparlar. B

ve folik asit gibi vitaminler kan yapımında görev alırlar. İşçilerin yaptığı işin niteliğine göre artan enerji gereksinimine paralel olarak, özellikle enerji metabolizmasında görev alan vitaminlere olan gereksinme de artar, bu nedenle hem antioksidan vita- minlerin; hem de enerji metabolizmasında görev alan vitaminlerin önemi işçi beslenmesinde göz ardı edilmemelidir. Su,oksijenden sonra insan yaşamı için en önemli öğedir. Besinlerin sindirim, emilim ve metabolizması için gereklidir. Atık ürünlerin vücuttan atılmasında,  vücut  ısısının  denetiminde  ve  tüm  yaşamsal  olayların  (me- tabolizma)  gerçekleşebilmesinde  önemli  görevleri  vardır.  İşçilerde;  ağır fiziksel aktivite, çok sıcak ortamlarda çalışma sonucu vücudun artan sıvı gereksinimi  dikkate  alınmalı  ve  susama  duygusu  beklenmeksizin  başta temiz ve güvenilir içme suyu olmak üzere, her 1000 kalori başına, 1 litre sıvı tüketiminin sağlanmasına çalışılmalıdır.

Posa,besinlerin sindirilmeyen kısmıdır. Posa bağırsak hareketlerini artırarak vücutta besinlerin sindirimi sonucu oluşan veya dışarıdan alınan zararlı maddelerin bağırsakla  temasını önleyerek, dışkı ile dışarı atılmasını sağlar. Bu nedenle, posa bağırsak sağlığı için önemli bir besin bileşeni- dir. Tokluk hissi sağlaması nedeniyle şişmanlığın, kan yağları üzerindeki etkileri nedeniyle kalp-damar hastalıklarının, kan glikozunu dengelemesi nedeniyle de diyabetin diyet tedavisinde posa içeriği yüksek besinler öne- rilmektedir.
Bitkiselkimyasallar,bazı besinlerin bileşiminde bulu- nan ve son yıllarda üzerinde önemle durulan, organizmada biyoyararlılığı olan bileşiklerdir. Bu bileşikler öncelikle an- tioksidan özellikleri nedeniyle besinlerin bileşiminde yete- rince tüketildiklerinde, hücre yıpranması ve yaşlanmasını önleyerek, birçok hastalığın (kanser, kalp-damar hastalıkları, katarakt vb) ortaya  çıkmasının  önlenmesinde  veya  tedavisinde  önemli  rol  oynamak- tadır. Bu bileşiklere birkaç örnek vermek gerekirse; sebze ve meyvelere beyaz, kırmızı, mor rengi veren renk verici moleküller, karnabahar, lahana vb. sebzelerde bulunan kükürtlü bileşikler ve soğan, sarımsakta bulunan bazı bileşikler bu olumlu özelliklere sahip diğer bitkisel kimyasallardır.



ana sayfa
| kurumsal | hizmetlerimiz | menülerimiz | referanslar | hijyen ve kalite | insan kaynakları | haberler | faydalı bilgiler | iletişim | Site Haritası